Türkiye 'hile'de başı çekiyor!

Türkiye 'hile'de başı çekiyor!

18 Eylül 2020

Türkiye bu yıl şirketlerde meydana gelen hile vakaları ile Asya ülkeleri arasında 6. sıraya yerleşti. Bağımsız Adli Muhasebe Uzmanı Baki Toraman, Türkiye'deki vaka sayısının görünenden daha fazla olduğunu söylüyor.

Yapılan küresel araştırmalar, şirketlerde çalışanlar tarafından gerçekleştirilen hilelerin, işletmelerin kârlarından her yıl ortalama yüzde 4 ila yüzde 8 oranında kayba yol açtığını gösteriyor. Hileyle mücadele için, başta ABD olmak üzere gelişmiş ekonomilerde gerçekleştirilen hile ve suistimal denetimi, Türkiye 'de de artık daha aktif uygulanıyor. Merkezi Amerika’da bulunan Sertifikalı Suistimal Denetçileri Birliği (ACFE) tarafından iki yılda bir yayımlanan 2010 yılı hile raporunda, Türkiye’nin ilk kez yer alması buna işaret ediyor. 

Raporun sonuçlarına göre, hile vakaları açısından kıtalar bazında yapılan sıralamada Türkiye Asya ülkeleri arasında ACFE'ye bildirilen 20 hile vakası ile listenin 6'ncı sırasında yer alıyor. Listenin ilk sırasında 62 vakayla Çin yer alırken, Hindistan 37, Endonezya ve Birleşik Arap Emirlikleri 27 ve Malezya 22 vaka ile ilk beş sıradaki ülke konumunda yer alıyor. Asya ülkelerinden bildirilen toplam 298 vaka sayısı, dünya genelinin yüzde 16,6’sını oluşturuyor ve vaka başına ortalama 274 bin dolarlık bir kayıp demek oluyor. 

ADLİ MUHASEBECİLİK ŞART
Aile şirketlerinin yanı sıra, kamu kuruluşlarına da danışmanlık hizmeti veren Bağımsız Adli Muhasebe Uzmanı Baki Toraman’a göre, adli muhasebecilik Türkiye’de yeni yer bulan bir iş tanımı olduğu için, Türkiye için bu rakam hile oranını çok net yansıtmıyor. Toraman, “Yaptığımız hile ve suistimal denetimleriyle birebir tanık olduğumuzda, şirketler prestij kaybetmeme adına kendilerini deşifre etmiyorlar. Birçok konu adli vaka olarak intikal etmeden, üstüne sünger çekiliyor” diyor.
 
Şirketlerde hilenin üzerine gidilmesi gerektiğine dikkat çeken Baki Toraman, şirket içi hile incelemesi yapıldığında, olayların en tepe yöneticilere kadar gittiği vakalara da sık rastlandığını vurguluyor. Hile oranı ile ilgili genel bir anket çalışması gerçekleştirdiklerini de belirten Toraman, Türkiye’deki şirketlerin yaklaşık yüzde 8’inde hile vakası yaşandığı bilgisini veriyor. Adli muhasebe uzmanlarının tespit ettiği hileler arasında, finansal verilerde tutarsızlık, mali tablolarda manipülasyon, gizli formüllerin çalınması, rakiplere bilgi sızdırma, zimmet ve şantaj gibi vakalar bulunuyor. 

EĞİTİM ARTINCA HİLENİN YIKICI ETKİSİ DE ARTIYOR
Düşük eğitim düzeyinde daha fazla hile yapıldığına da dikkat çeken Toraman, bunların yıkıcı hile boyutuna erişmediğini söylüyor. Öte yandan, araştırmalar eğitim düzeyi arttıkça hilenin sayı olarak azaldığını, ancak boyutu arttığı için daha yıkıcı olabileceğini gösteriyor. ACFE’nin rakamlarına göre, 2008 yılında lise mezunlarının yüzde 33,9’u ortalama 100 bin dolarlık hile vakalarını gerçekleştirirken, yüksek lisans ve doktora diplomasına sahip olan çalışanların yüzde 10,9’u ortalama 550 bin dolarlık vakaların içinde görülüyor. 

Toraman, şirketlerin hileden korunarak, etkin bir denetim sağlayabilmesi için alınacak önlemleri de şöyle sıralıyor: “İş ve finans dünyasında konuya vakıf uzmanlar gözetiminde, bağımsız denetimin yapılabilmesi, kurumsallaşmak, iç kontrol sistemlerinin kurulması ve uygulanması gerekiyor. Yöneticilerin hileden korunmak için eğitim alması, etik kuralların geliştirilmesi, ihbar hattının ve çalışanlara destek programlarının oluşturulması şart. Ani denetimler de, hileye karşı firmaları daha dirençli hale getirecektir.”